Kıta Sahanlığı Sorunları

Kıta Sahanlığı Sorunları


Translator


212 görüntülenme | 4 dakika, 37 saniye | 2021-02-22 | alicangonullu



Kavram Kökeni

            On İki Ada ismini Osmanlı Devleti’nin gayrimüslimlere uyguladığı yönetim biçiminden almaktadır. 12’li denen bu sisteme göre her on hane birer temsilci çıkarır, bu temsilcilerde aralarından bölgeyi yönetecek 12 kişilik bir ihtiyar heyeti çıkarırdı. Bu sayede On İki Ada ismi önce Yunancaya ardından diğer dillere çevrilmiştir. Bu tabir ilk olarak Balkan Savaşı öncesinde adaların İtalyanlar tarafından işgalinden sonra kullanılmıştır.

Adının aksine sadece on iki ada yoktur. On ikiden fazla ada ve kayalık bulunmaktadır. Bunların önceki adı Ege Adaları sonraki adı ise Cezyir-i Bahr-i Sefid (Akdeniz Adaları) ve Cezair-i isna aşer denilmiştir.

Tarihi

            Antik Yunan tarihinden beri Rodos ve İstanköy çok değerli adalardır. Bizans döneminde Kiklat Adaları’nı da içine alan bölgeye Dhodhekanisos Theması olarak düzenlendi. Bunu izleyen Osmanlı yönetimi sırasında, Rodos ve İstanköy dışındaki adalara belirli ayrıcalıklar tanınmıştır.

            1522 yılında Rodos’un Fethi ile Osmanlıya katılan Rodos adasında Türk aileler özellikle yoğunlukta yerleştirilmiştir. Başta yönetim olarak Midilli Sancakbeyliğine bağlı adalar daha sonra Kaptanpaşa Eyaletine, 1867’de de On İki Ada Eyaletine bağlanmıştır. Bu durum İtalyanların Trablusgarp Harbi sonucunda imzalanan Uşi Antlaşması (I. Lozan Antlaşması) dönemine kadar devam etmiştir. Bu dönemde sadece Meis Adası Osmanlı Devleti’nin elinde kalmıştır.

            Uşi Antlaşmasına göre İtalya, Osmanlı’ya On İki Adaları geri verecekti. Bunun nedeni Yunanlıların yayılmacı politikasıydı. Yunanlılar tarafından işgal edilmesi korkusuyla İtalya’ya bırakılmıştı.

            Sevr (Sevres) Antlaşmasıyla Meis’in İtalya’ya bırakılması amaçlanmıştı ancak Lozan Antlaşması ile bu durum kesinleşmiştir. II. Dünya Savaşında İtalya’nın teslim olmasından sonra İngilizlerin adaları alma girişimi başarısız olmuş ve 1947 Paris Antlaşmasıyla ile (Türkiye maalesef güvenlik endişesiyle katılamamıştır) yönetimi Yunanistan’a geçmiştir.

     Kıta Sahanlığı Sorunu

            Bu konuyu ele almadan bu araştırmayı bitirmek istemedim zira en önemli konulardan biri bu oluyor.

            Günümüzde bile hala Mavi Vatan olarak devam eden bir doktrin ile adaların kıta sahanlığı durumu tartışılmaktadır. Bu adalar birliği ise bu olayların tam ortasında kalmakta ve her an bir Yunan-Türk Savaşına neden olabilecek potansiyelde büyümüş durumda.

 

            Öncelikle kıta sahanlığı hakkında kısa bir bilgi vermek istiyorum

Kıta Sahanlığı Durumu

     Türkiye’nin bu konuda iddiası adaların kıta sahanlığı olamayacağı ve adaların kıta sahanlığının olmadığını destekleyen çokça kanıt bulunduğu yönünde. Bu kanıtlardan birkaçı şöyledir.

            Yunanistan tarafı ise BM’nin belirlediği Kıta Sahanlığına uygun olduğunu söylüyor. Bu fikre ise çoğu ülke katılmakta ancak unuttukları bir durum da bu oluyor. Bu mahkeme kararlarını alan da BM’nin ta kendisiydi ve Türkiye BM Deniz Hukuku sözleşmesinin bir tarafı değil. Bunların emsal karar olarak sayıldığını ve Lahey’de Türkiye’nin kazanacağını adımız gibi bilsek bile farklı davalarımız olduğu için (sanırım) o kadar ileri gidemiyoruz.

            Görüldüğü üzere burada tarihten beri her şey karmakarışık durumda. Bunun ise bana göre tek bir ilacı var: Zaman.

 

Okuduğunuz için teşekkür ederim :)


Etiketler

Bu sitede çerez verileriniz sitemizin hizmet kalitesini arttırma amacıyla işlenmek istenmektedir.


© Copyright 2020 Ali Can Gönüllü | Yasal